by

Hans Rosling, İsveçli bir sağlık profesörü. Buradan erişebileceğiniz TED’deki bir konuşmasında Rosling, evlerine aldıkları ilk çamaşır makinesinin, ailesi ve kendisinin hayatını nasıl değiştirdiğini değişik bir üslupla anlatıyor.

Profesör Rosling, modern hayatta artık farkında olmadığımız bir değişimi şöyle özetliyor: Çamaşır Makinesi = Kendinize Ayıracak Daha Fazla Zaman!

Teknoloji; süreçleri/işleri özetle hayatı kolaylaştırmayı en çok “zaman kazandırarak” yapıyor. Teknolojiyi geliştirenlerin “gelecek kurgusunun” temelinde de işte bu zaman kazandırma prensibi yatıyor. Dünya son on yılda teknolojik gelişmeleri özellikle cep telefonu, bilgisayar, sosyal medya gibi bilgi-iletişim teknolojileri üzerinden değerlendirdi ve ölçtü. Öte yandan teknoloji üreten şirketlerin iştahını kabartan hala çok geniş alanlar da var: Beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri. Aslına bakarsanız özellikle mutfak aletleri, mesela cep telefonlarında yaşanan devrim gibi değişimden neredeyse nasibi hiç almamıştı.

Hayatımıza çok yakın bu cihazlar şekil, renk ve boyut değiştireseler, daha tasaruflu olsalar, dokunmatik veya sesli komutla çalışabilseler bile hala mevcut ar-ge faaliyetlerinden henüz nasibini alamadı. Bunun bir çok sebebi var ama konumuz başka.

Günlük işleri daha kolaylaştıran ve kullanıcısını düşünen, onu takip eden ve hatta öneriler veren ev aletleri artık yakın geleceğin konuşulan konuları olacak. Bu yeni devir, tıpkı cep telefonlarında olduğu gibi yazılımdan, servise, üründen, aksesuara, 3. parti hizmete kadar büyük bir ekosistemi doğuracak, yeni ve dev sektörler yaratacak.

On yıldan daha uzun bir süre önce, yakın çevremle yaptığım gelecek sohbetlerinde, buzdolabının içinde ne var ne yok, yumurta bitti mi, yoğurt kaldı mı, hangi meyveler var, bunları uzaktan görebilmeliyiz dediğimde; biraz garipseniyordu. Tıpki şimdilerde evdeki veya işyerindeki kameralara mobilden bağlanıp neler olup bittiğini izleyebilmemiz gibi, yakında buzdolaplarının da içini uzaktan kontrol edebilmek mümkün olacak. Teknik olarak bu şu anda da mümkün olmakla birlikte, burada teknoloji üretenlerin asıl amacı bunu akıllı bir servise/hizmete dönüştürebilmek. Özetle ticarileştirebilmek.

Bir düşünün. Yumurta azaldığı veya bittiği zaman size bildirim yollayabilen ve hatta siparişi kendi verebilen bir buzdolabı. Diğerlerinden farklı renkte bir kıyafetinizi koyduğunuzda sizi uyaran bir çamaşır makinesi. Artık içinde yer kalmadığında size haber veren bir bulaşık makinesi. Sizin eve gelme saatinizi anlayıp ona göre çalışmaya başlayan bir klima veya kombi. Uyanma saatinizi öğrenen ve kahvaltı için sıcak suyunuzu önceden hazırlamaya başlayan bir kettle veya kahve makinesi.

Bunların hepsi, kullanıcıya daha fazla zaman kazandırma kurgusunun birer sonucu olarak evlerdeki yerlerini almaya hazırlanıyorlar. Bu kaçınılmaz.

Bugün otomobillerden beyaz eşyalara hemen herşeyin içinde büyük ya da küçük; mutlaka bir Bosch marka “parça” var. Dr. Robert Bosch‘un bujiyi icat etmesiyle buharlı makine devrinin yerini içten yanmalı motorlara bırakması gibi bugün de onun mirası olan bu dev şirket, ev aletlerinin akıllı hale gelmesi için müthiş bir ar-ge atağı içinde. 2030 için Bosch’un hedefi, bütün ürünlerin yapay zeka özellikli olması.

Ekim 2015’te hizmet vermeye başlayan BiSU, kolayca damacana su siparişi vermenizi sağlayan bir uygulama. Yüzbinlerce abonesi var ve günde binlerce su siparişine aracılık ediyor. 4 yılı geride bırakan girişimin, start-up’ların ilk dönemlerinde yaşadığı direnci de kırdı. Görünen o ki büyümesini de sürdürmeye kararlı. Bunun için yatırım da alıyor.

Peki evdeki damacana suyun bittiğini ben takip etmesem? Bunu damacanaya bağlı bir sistem kendi anlasa ve beni uyarsa? Hatta hangi markayı tercih ediyorsam, oradan sipariş verse?

Bosch Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young‘ın bir kaç hafta önce dinlediğim bir konuşmasında “akıllanan ev aletlerinin” kendi siparişini kendi verebileceğinden bahsediyordu.

Örneğin yeni buzdolapları, sensör ve kameralar yardımıyla bitmeye yakın olduğunu anlayacak ve sütü (hatta sizin kullanım periyodunuza uygun olarak) sipariş edebilecek. Markanın start-up’ları desteklediği birim, temelde çok basit bir inovatif buluş gerçekleştirdi. Temeli iyi bir sensör sistemine dayanıyor. Sistem, damacanadaki suyun azaldığını algılıyor. Sistem, mesaj ile kullanıcını bilgilendiriyor. Hatta bilgilendirmeye gerek kalmadan, abonesi olduğu su sağlayıcısına sipariş geçiyor. Kendisini otomatik olarak döndüren bu sistem size sadece bilgi veriyor. İşte ticarileşmeyi bekleyen bir inovasyon.

Peki su siparişi vermek için yatırım alan mobil uygulama ne olacak? Geleceğimizi, nesnelerin interneti (IoT) devrimi ve akıllı ev aletleri piyasasının gelişimi belirleyecek. Toplum psikolojisini inceleyenlerin de kafa yoracağı bir mesele.

Teknoloji cep telefonlarıyla görüntülü konuşmaya imkan sağlamaya başladığında, mobil operatörler ellerini ovuşturdu. Çünkü bu benzersizdi ve geleceğin teknolojisiydi. Öyle ki, görüntülü konuşmanın sese göre daha yüksek ücretli ayrı bir servis olması planlıyordu. Beklentiye göre herkes görüntülü konuşmaya hücum edecekti. Ancak öyle olmadı. Şu an görüntülü konuşmak artık bedava. Kullanıcılar sadece ihtiyaç halinde ve sadece yakın çevrelerindeki belli kişileri görüntülü arıyorlar/arayabiliyorlar. Dev markaların o dönem öngöremedikleri şey mahremiyetti. Akıllı gözlükler de farklı bir nedenden dolayı beklenen ilgili göremedi.

User Experience’ın bir tarafı işte buna hizmet ediyor. Yakın zamanda akıllanacak ev aletlerinin, kontrolü ele alıp alamayacağına da yine biz karar vereceğiz. Akıllı cihazların belli ürünlerin siparişini verebilecek olması, teknoloji üretenler ve biz teknoloji meraklıları için heyecan verici gelse de, sadece son kullanıcının deneyimleri bu alandaki ekosistemin gelişimine yön verecek. Ayrıca FMCG sektörünün öngörü ve girişimleri de buradaki ilerlemenin temellerini oluşturacak.

Soru şu: Satın alma kararını ve satın almadaki marka, model, çeşit, fiyat değerlendirmesini yazılımlara devreder miyiz?

Kararı cihazlara bırakabilecek miyiz?

Ayrı bir makalede değerlendirmek için görüşlerinizi info@onurozer.com adresine bekliyorum.

Bir Cevap Yazın

Comment