by

Bu makalede, 2021’deki pazarlama ortamını etkileyebilecek en önemli 8 sosyal medya trendini inceledim. Dünya genelinde aşılama sorunları sürerken, dünyanın dijital alışkanlıkları üzerinde Covid-19 kalıcı etki bırakmışa benziyor. Buradan açılan kapı ile 2021’de sosyal medya alanında gelişmelerin geçmiş yıllardan farklılaşarak seyredeceğini bekleyebiliriz.

Pazarlamacıların ve dijitali yönetenlerin popüler tabirle “çevik” veya “sürekli uyarlanabilir” kalması, yeni öngörülemeyenlere hızlı adapte olması daha önemli hale geldi. Yeni koşullara uyum gösterenlerin hayatta kaldığı vahşi dünyada haliyle hızlı olan kazanıyor.

Görsel: Mikael Blomkvist / Getty Images

Yöneticiler için önümüzdeki aylarda neler önem kazanabilir?

Gelen son raporlar pazarlamacıların veya CMO’ların 2021’de sosyal medya için -daha fazla değilse bile- en az 2020’de harcadıkları kadar bir parayı harcayacakları anlaşılıyor. 2020’deki bütçe yükselişinin etkisi düşünülünce bu yine de paydaşların ellerini ovuşturmaya yetecektir.

CMO Anketi‘ne göre sosyal medya harcamaları Şubat 2020’de pazarlama bütçelerinin %13,3‘ü iken bütün belirsizliklere rağmen ışığın göründüğü Haziran 2020’de %23,2‘ye yükseldi. (%74 artış)

CMO’lar önümüzdeki 12 ay içinde geleneksel reklam kanallarında %5,3’lük bir azalmaya gidilmesini bekliyor.

Aynı ankete göre şirketlerin sosyal medyaya yönelik harcamaların, şirket performansına katkısı Şubat 2020’den bu yana %24 ile keskin bir şekilde artmış. Bu çok önemli! Çünkü tüm harcamalara, yeniliklere, değişen kreatifliğe rağmen, sosyal medyanın “etkisi” hala tartışılıyordu. Sosyal medyayı artık genel stratejiden ayrı düşünmeyi bırakmanın ve ana planın içine entegre etmenin zamanı.

Artık “içeriden bir arkadaşı daha sosyal medyaya kaydıralım” kararı, asıl ihtiyaçlar için yetmeyecek. Pazarlama liderleri sosyal medyayı yönetenin kim veya kimler olduğuna artık daha fazla dikkat etmeli. Bu alanda yetenekleri ve deneyimleri olan çalışanlara yatırım yapılmasının zamanı geldi de geçti bile. Ajanslar bu anlamda daha geniş seçenekler sunuyor.

Benzer durum ekipler arasındaki iletişim için de geçerli. Sosyal medya ile e-ticaret platformları arasında sürtüşme sıfıra inmeli ve “geliştiricilerin” merkezde olduğu sıkı bir işbirliği artık daha da şart.

1. Düzeltmeler yılı: Etkiler anlaşılacak

2020’de araştırmalar ve denemeler yapmak için yeterli vakit ve enerji yoktu. Anketlere göre pazarlamacıların yalnızca %31’i pandemi sırasında pazarlama alanında “deneyler” yaptıklarını bildirmiş. Detaylara bakınca pazarlamacıların bazı uygulamalarının etkilerini tam olarak anlamadıkları görülüyor ve bu durum elbette artık tersine dönme arayışında. Bu yıl 2020’deki gelişen eğilimlerin “düzeltmelerinin” yaşanması muhtemel.

2. Yeni araçlar, yöntemler ve içerikler

Geçtiğimiz yaz başlayan Instagram Reels, kısa video akımında yer almak için artık ideal bir kanal. TikTok For Business gibi diğer platformlarda da bir çok yeni özellik dikkat çekiyor. Markaların bu özellikleri “ilk etkili kullanan olma” veya “çoğunlukla kullanan olma” yarışı 2021’de de devam edecektir. Eğer SM’deki amacınız tüketicilerle bağlantı kurma fırsatını en üst düzeye çıkarmak ise (ki olmayabilir) CMO’sundan çalışanlarına, tüm süreçlerden ajansına kadar herkesin gündemdeki ani değişikliklere yanıt verme hızının ve çalışma ritminin de buna uygun olması gerekiyor.

Salgının ilk birkaç ayında Instagram’da canlı yayın %70 arttı ve bu eğilim muhtemelen devam edecek. Araçlar ve özellikler arasında doğru dengeyi bulma çabaları da sürecek. (İç görülere ve makine öğrenimine dair yeni araçlar hız kazanacak.)

3. Zamanın ritmi. Daha fazla empati.

Mevcut içeriğin Covid-19 gerçekliğine göre hazırlanması hala önemli. Günlük ölüm sayıları vb. kötü gelişmelerin açıklandığı anların veya geniş kapamaların yaşandığı günlerin gönderileri, duyarsız marka algısına karşın daha önem taşıyor artık. Öte yandan bir çok tüketici de salgının ve bağlantılı konuların etrafında toplanan içeriklerden yoruluyor. Artık verilecek mesajlardaki denge biraz daha önemli hale geldi. Göndere basmadan önce bir daha düşüneceğiz.

İnsanların zor zamanlar geçirdiğini ve bu endişeleri gidermek için tüketime (ürün, hizmet, içerik vs) yönlendiğini göz ardı etmemek gerekiyor. İnsanlara artık kendilerini daha iyi hissedecekleri mesajları sunmanın zamanı geldi de geçti bile. Aktif kullanıcılarla konuşabilmek, neler hissettiklerini sorabilmek keşke sürekli yapılsa.

Zihinsel yorgunluk sürerken akıl sağlığının zorlandığı şu günlerde sosyal dokunuşların önemini daha ne kadar görmezden gelebiliriz. Takipçilerin markanın arkasında kendileriyle aynı şeyleri yaşayan “gerçek insanların” olduğunu bilmeye ihtiyacı var.

Marka yöneticileri, trendi izlemenin ötesinde, takipçiler/kullanıcılar için neyin önemli olduğunu dinlemek ve belirlemek için zaman ayırmalı, mesajları da buna uyumlu hale getirmeli. Hootsuite’in son Sosyal Eğilimler anketine göre katılanların %66’sı sosyal dinlemenin kuruluşları için öneminin son 12 ayda arttığını söylüyor.

Bir de markaların hala bir sonraki sorun için bir “sosyal medya yanıt planı” olmaması inanılır gibi değil. Pazarlama ve halkla ilişkiler ekipleri bir araya gelip, önceden planlanmamış tepki/yanıt adımlarını artık hazırlamalı.

4. Platform-Güven ilişkisi

Sosyal medya Türkiye’de ve dünyada artan nefret söylemi ve kutuplaştırma siyasetinden en çok etkilenen alan. Bilgi güvenliği ve mahremiyete ilişkin şüpheler de eklenince insanların sosyal medya platformlarıyla olan ilişkisi ve güveni de etkileniyor. Dolayısıyla bu yıl platformların politikalarını takip etmek geçen yıla oranla daha önem kazandı.

5. Yine, yeniden, daima influencer

“Etkileyenler” denilen influencer’ların gücünden yararlanmaya devam! Pazarlama bütçelerinin influencer’lara tahsisi, önceki yıla göre artıyor ve anketler önümüzdeki 3 yıl boyunca artış gösteriyor. Doğru influencer’larla çalışmak ve o influencer’ın takipçisiyle gerçek bir ilişki kurup kurmadığı artık daha önemli. Süreçleri yöneten influencer ajansları önem kazanıyor. Ürün/hizmet hakkında influencer ile bir araya gelmek, tartışmak, takipçilerden gelen geri bildirimleri almak, birlikte planlamak gibi karşılıklı fayda sağlayan uzun soluklu bir ortaklığı tesis etmek önemli. Influencer’lardan en iyi şekilde yararlanmak için onları yönetmenin zorluklarını dengeleme üzerine fikirler geliştirilmeli.

Amerikalıların %34’ü bir etkileyicinin tavsiyesiyle Instagram’da alışveriş yapıyor. 2021’de bu sayının tüm dünya çapında artmasını bekleniyor.

Ve artık lütfen mikro etkileyicilerin etkisini küçümsemeyi bırakın. Daha küçük ancak aynı derecede sadık kitlelerle daha uygun bütçeli bir alternatif oluşturmak, 2021’deki önemli işlerimizden biri olabilir.

6. Tiktok: Yüksek BGBM ve rekabet alanı

Reklamcılık tarafında TikTok’a ilgi artıyor. Platformdaki reklamlar artıyor ancak Facebook ve Instagram’daki etkileşim rakamlarının gerisinde. TikTok reklamlarının bin gösterim başına maliyeti (BGBM) diğer platformlara göre yüksek. Ama platformda az rekabet var ve bu 2021’de markalar için geniş bir fırsat imkanı sunuyor.

Tiktok’un gençlik üzerindeki etkisini, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) platformdaki 2,6 milyon takipçisine buradan sesleniyor olmasıyla örneklendirebiliriz.

7. Z Kuşağı “değerleri” satın alıyor

Bugün 3,5 milyardan fazla insan sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Küresel nüfusun neredeyse yarısı! Özellikle en geniş ve “en çok kazandıran” kitle olan Y kuşağının %90’ı sosyal medyada. Bu haliyle sosyal medya girişimciler için görmezden gelinemeyecek bir fırsat.

Diğer yandan Z Kuşağı’nın tükettiği içerik çok farklı bir zevk akımını bize sunuyor. Dünyaya bakışları daha küresel. Markaların topluma katkıda bulunmasını istiyorlar. Kapsayıcılık çabalarını önemsiyorlar ve daha fazla kültürel/cinsiyet çeşitliliği görmek istiyorlar. Artık ‘tek tip’leştirici siyasetçiler düşünsün! İçerik dili ve yaklaşımları belirlemeyi yeniden konuşmakta fayda var.

8. En iyi başlangıç noktası hala Instagram

Instagram’ı kullanan 1 milyardan fazla insanın %90’ı platformda en az bir işletmeyi takip ediyor. Bu haliyle Instagram’ın reklam erişiminin 2020’nin 4. çeyreğinde diğer tüm sosyal medya platformlarını geçmesi şaşırtıcı değil.

Bir Facebook raporu, Instagram kullanıcılarının %83’ünün platformda yeni ürün veya hizmetler keşfettiğini, %87’sinin de Instagram’da ürün bilgilerini gördükten sonra harekete geçtiğini söylüyor.

Instagram’daki kullanıcıların yalnızca %1’i sadece Instagram’ı sosyal medya olarak kullanıyor. Instagram kullanıcılarının çoğu Facebook, YouTube, Twitter, Snapchat, TikTok vb. yerlerde de varlar. Bu hakim haliyle kitlelere ulaşmak için Instagram’dan daha iyi bir başlangıç ​​noktası yok.

Yorum Bırakın

Comment